Dr.MUHAMMED ERSİN TOY
“Gassal,” insan hayatını kuşatan en temel temalar olan ölüm, yaşam, aşk ve toplumsal roller üzerine inşa edilmiş bir hikaye.
“Gassal” Hayat’a Anlam Katan Meslek Türkiye’nin göz bebeği olan küresel internet televizyon platformu Tabii, 2023 yılında kuruldu ve kısa sürede 5 milyon aboneye ulaştı. Dublaj ve altyazı seçenekleriyle uluslararası bir erişim sunan Tabii, dünyanın herhangi bir yerinden internet erişimi olan herkese içeriklerini ulaştırabiliyor. Bu platformun çok ses getirecek yeni yapımı “Gassal,” 21 Aralık itibarıyla izleyicisiyle buluştu. Reklam kampanyaları ve afişleriyle büyük bir merak uyandıran dizi, sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde izlenmeye değer bir yapım olarak dikkat çekiyor. Gelin, “Gassal” dizisini değerlendirelim. Hayatın Anlamını Düşündüren Soru: Gassal’ın Kim Olacak? “Gassal” dizisi yalnızca 32 dakikalık bölümleriyle Türkiye’nin kültürel ve toplumsal yaşantısına dair derin bir analiz sunuyor. Dini ve geleneksel yanlış adetlere eleştirel bir bakış getiren yapım, aynı zamanda mesleklerin toplumdaki itibarının hayatın her alanını nasıl şekillendirdiğini sosyolojik bir perspektifle ele alıyor. Bu durum, soğuk ama etkileyici bir mizahla harmanlanarak izleyiciye sunuluyor. Dizi, şu sorular etrafında şekilleniyor: “Gassal ölünce, gassalı kim yıkayacak?” “Ölünce, cenazene kim gelecek?” “Ölümden sonra ardında bıraktığın nasıl bir yaşam olacak?” Bu sorular, hayatı, ölümü ve ölümden sonrasını düşünmeye teşvik eden bir felsefi arka plan oluşturuyor. Fuzuli’nin şu dizeleri, dizinin ruhunu yansıtır nitelikte: “Hekim hasta olursa, kime gider?” Bu satırlar, insanoğlunun kırılganlığına ve herkesin bir başkasına muhtaç oluşuna işaret ediyor. “Gassal” da aynı soruyu, bu kez ölüm ve meslekler bağlamında sorarak izleyiciyi derin düşüncelere sevk ediyor. Güçlü Bir Fikir ve Evrensel Temalar Her başarılı yapımın temelinde güçlü bir fikir yatar ve bu fikir, evrensel bir meseleye dayandığında izleyici üzerinde çok daha etkili olur. Gassal dizisinin fikri çok güçlü. Hikayesi çok basit, temaları ise çok dağınık! “Gassal,” insan hayatını kuşatan en temel temalar olan ölüm, yaşam, aşk ve toplumsal roller üzerine inşa edilmiş bir hikaye. Bu evrensel temalar, dini gelenekler ve toplumsal önyargılar üzerinden ele alınarak Türkiye’nin kültürel dokusuna özgü bir anlatımla işleniyor. Dizinin merkezinde, mesleği gassallık olan Gassal Baki yer alıyor. Baki’nin hikayesi, kişisel travmalar ve toplumsal önyargılar ekseninde derin bir anlam arayışı sunuyor. Annesini küçük yaşta kaybeden Baki, onun kefenli halini unutamayarak büyümüş ve bu travmatik deneyim belki de onun gassallık mesleğini seçmesine neden olmuştur.
Öte yandan, babasının hapse girmesi ve hapisten dönüşünde sergilediği sorumsuzluk, Baki’nin aile kavramına olan bakışını ve duygusal dünyasını şekillendiren bir diğer önemli etkendir. Bu geçmiş, Baki’nin yalnızlığına ve ölüm kavramıyla olan güçlü bağını sürekli sorgulamasına yol açıyor. Dizi boyunca, Baki’nin kendi varoluşuna dair sorduğu şu sorular hikayenin ana eksenini oluşturuyor: “Ben öldüğümde beni kim yıkayacak?” “Cenazeme kim gelecek?” “Bu hayatı nasıl anlamlı ve güzel yaşayabilirim?” “Ölmeden önce nasıl ölüme hazırlanabilirim?” Bu sorularla Baki, evlilik fikrine yoğunlaşıyor. Ancak, gassal olduğu için dışlanacağı algısı taşıyor. Toplum, onu ölüm getiren bir figür olarak görüyor. Bu toplumsal engeller, sadece Baki için değil, aynı zamanda toplumda kadının “çocuk sahibi olmama” ön yargısına maruz kalan hemşire Elif için de geçerli. Dizi, Hemşire Elif’in, Gassal Baki’nin ve nicelerinin toplumsal algıları ve önyargılarını kara mizahla ortaya koyuyor. Dağ Lalesi: Direncin ve Anlamın Sembolü Dizide sıkça kullanılan dağ lalesi, sembolik bir anlatım olarak güçlü bir metafor sunuyor. Dağ lalesi, hem zorlu koşullarda hayatta kalabilme yetisini hem de yaşamın kırılgan güzelliğini temsil ediyor. Bu çiçek, Gassal Baki’nin zorluklara karşı direnç göstermesini, yalnızlığı ve acıyı anlamlandırma çabasını simgeliyor. Aynı zamanda, ölüm ve yaşam arasındaki ince dengeyi izleyiciye hissettiren bir sembol olarak dizinin felsefi boyutunu derinleştiriyor. Toplumsal Rollere Kara Mizah! “Gassal,” Türkiye’nin toplumsal yapısını kara mizaha sokan dikkat çekici dizilerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Dizide, toplumsal cinsiyet rolleri üzerine yapılan eleştiriler, izleyiciye alışılmışın dışında bir perspektif sunuyor. Özellikle, Gassal Baki’nin arkadaşı Ahmet’in feminen tavırları ve eşinin maskülen davranışları, toplumun kadın ve erkek rollerine dair geleneksel algısını tersine çeviriyor. Bu tersine çevrilmiş roller, sadece bireysel hikayeler üzerinden değil, aynı zamanda aile içindeki otorite figürünün yozlaşması gibi daha geniş bir bağlamda ele alınıyor. Ahmet ve eşi üzerinden verilen bu mesaj, toplumdaki cinsiyet rollerinin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Baki’nin bu durumu eleştirmesi ise, toplumsal normların bozulması ve değerlerin değişmesiyle ilgili derin bir sorgulamayı gündeme getiriyor. Bu dinamik, birey ve toplum arasındaki çatışmayı anlamlandırmak açısından da önemli bir yere sahip. Hayat ve Anlam Arayışı: Baki’nin Yolculuğu Baki’nin ölümle olan ilişkisi, onun yalnızlığını ve toplumsal önyargılara karşı mücadelesini anlamlandırmak için güçlü bir zemin oluşturuyor. Ölüm ve hayat arasındaki bu ince çizgide, Baki’nin kendisine sorduğu sorular, onun anlam arayışının derinliğini gösteriyor. Baki’nin çevresinde, onun yalnızlığını paylaşmaya çalışan birkaç kişi var: Ahmet ve ailesi, yoğun bakım hemşiresi Elif. Ancak toplumun gassallık mesleğine olan önyargıları, Baki’nin hayatındaki ilişkileri de olumsuz etkiliyor. Baki, toplum baskısıyla evlenmek için bir kadınla görüşse de, mesleği nedeniyle önyargılarla karşılaşıyor. Ancak onun devlet memuru olması, toplumun gözünde bu durumu bir miktar dengelemiştir. Bu, toplumun meslekler üzerinden bireylere biçtiği değerin çelişkili yapısını gözler önüne seriyor. Trajik Final ve Umut Işığı Dizinin final sahnesi, hem trajik hem de umut dolu bir kapanış sunuyor. Ahmet ve eşinin köy evlerinde yaptırdığı havuzda elektrik kazası sonucu vefat etmeleri, dizinin dramatik doruk noktalarından biri. Ancak finalde, Elif ve Baki’nin Ahmet’in çocuklarını sahiplenmesi, izleyiciye bir umut ışığı sunuyor. Bu sahne, sadece bir kapanış değil, aynı zamanda Baki’nin hayatında yeni bir başlangıcı temsil ediyor. Ölüm ve yalnızlık gibi temaların işlendiği bir hikayenin sonunda verilen bu umut dolu mesaj, izleyicinin diziden güçlü bir duygusal bağla ayrılmasını sağlıyor. Eleştirilen Toplumsal Konular Dizi, birçok toplumsal meseleyi eleştirerek izleyiciyi düşünmeye sevk ediyor: Dini Gelenekler ve Yanlış Adetler: Ölüm ve defin ritüelleri üzerinden topluma eleştirel bir bakış. Mesleklerin Toplumdaki İtibarı: Gassallık mesleği, toplumun önyargılarını sorgulamak için güçlü bir araç olarak kullanılmış. Kadın ve Erkek Rolleri: Ahmet ve eşinin rolleri üzerinden toplumsal cinsiyet algıları tersine çevrilmiş. Babalık ve Annelik: Baki’nin babasının sorumsuzluğu, aile içindeki otoritenin toplumsal etkilerini sorgulatıyor. Aşk ve İlişkiler: Baki’nin evlilik girişimlerinde karşılaştığı toplumsal önyargılar, mizahi bir dille ele alınmış. Müziklerin Gücü Müzik, dizinin duygusal etkisini güçlendiren en önemli unsurlardan biri. Özellikle, Baki’nin annesinin mezarında sabahladığı sahne ve final sahnesinde kullanılan müzikler, hikayenin dramatik etkisini artırıyor. Müzik, sahnelerin atmosferini güçlendirmekle kalmıyor, izleyiciyi Baki’nin iç dünyasına da daha derin bir şekilde çekiyor. Her bölümün sonunda sahnenin bir parçası olan müzik duygusal atmosfere psikolojik de bir ahenk katıyor.

Yorum bırakın