Ağır Hasarlı ve Acil Yıkılması Gereken İnsanlar

AZİZ KAĞAN GÜNEŞ

Ağır hasarlı insanların yaşanan musibetlerden ders almalarını umuyorum, ancak acil yıkılması gereken insanları Allah’a havale etmekten başka bir şey gelmiyor elimden

06 Şubat 2023 depremlerinde hayatını kaybeden insanlarımıza rahmetle…

Depreme Malatya’da yakalandım. Ecelimin geldiğini, vaktimin tamam olduğunu düşündüm yaklaşık doksan saniye boyunca. Sonrası ise mucizeydi. Yerle bir olacağını, yıkılırken bizi de içine alacağını düşündüğüm binamız ayakta kaldı ve şükrettim. Bu şükrümün, ömrümün kalan kısmına yansımasını merak ediyorum. Bu merakım hayatta kalan diğer depremzedeleri de kapsıyor. “Şükrümüzün niteliği ve devamlılığı nasıl olacak” sorusunun cevabını az çok biliyorum aslında. Başa kendimi koyup, tanıklıklarımı da göz önünde bulundurarak, çoğumuzun samimiyetsiz şükür içinde olduğunu, şükrü gırtlaklarımızdan kalbimize indiremediğimizi söylemeliyim. Yine de insan kendisinden umudunu kesmemeli. Kendisinden umudunu kesen insan nereye tutunur? Tutunacak sağlam ip Allah’ın ipidir ama Allah’ın ipine de ancak kendisinden hala umudu olan insan tutunmaz mı?

İnsandan devam edelim. Çünkü yaratıcının takdirinde olan hikâyelerde başrolde hep insan var. Sebepler dünyasında küllü iradeye sahip yaratıcının takdiri, aynı dünyada kendisine cüzi irade verilen insanın yapıp ettiklerine göre şekillenir. Çoğu zaman da O’nun rahmeti insanoğlunun tüm gafletine ve zalimliğine baskın gelir. Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar.[1]

Büyük bir musibete uğradık. Canlarımızı yitirdik. Binlerce ev bile bir insan hayatı ile kıyaslanamaz ancak hayatta kalanlar için musibetin sebep olduğu maddi kayıplar da her geçen gün etkisini daha fazla hissettirmeye başladı. Gelir seviyesi yüksek bir ülke değiliz. Ülkemizde geliri ortalama, hatta ortalamanın biraz üstünde olan aileler için birikim demek, genellikle başlarını sokacakları bir evden ibarettir. Bir devlet memuru, en az otuz yıl çalışıp emekli olduğunda, emekli ikramiyesiyle bir ev satın alabiliyor. Bu ikramiye de yeterli olmuyor, otuz yıl boyunca her maaş günü yapılan küçük tasarruflar, helal de olsa bazı isteklerden, hatta ihtiyaçlardan bile vazgeçmeler… Bir ömürlük çabanın sonunda bir ev alınır ve o ev bir musibette yıkılır veya ağır hasar alır.

Mukim olduğum Malatya’da depremden sonra birbirimize sorduğumuz soruların ilki, “yakınlarınızda bir can kaybı yok değil mi”, ikincisi ise “evinizin hasar durumu ne?“ Az hasarlı, orta hasarlı, ağır hasarlı ve acil yıkılacak evler var. Hasarsız bina sayısı ise yok denecek kadar az. Kabul etmek gerekir ki böyle büyük bir depremde binanın hiç hasar almaması çok da olası değil.

Binalarda durum böyleyken insanlarda hasar durumu nasıl? İnsanız ve Sezen Aksu’nun da dediği gibi “masum değiliz, hiç birimiz”. Hiç hasar almayan binanın olmaması gibi, hasarsız insan da yok ama deprem gösterdi ki, ağır ve hatta acil yıkılması gereken birçok insan var. Başımıza gelen deprem felaketinin insan ölçeğinde sorumluları ise onlar.

Ağır yaralı idareciler: Bunlar bilgisizliklerinden ötürü, iş bilen ehil insanlarla değil “işini bilen” zevatla çalışan, onlarla dirsek temasında olan, “her şeyi ben bilirim” edasında olan koltuk sevdalıları, kibir abideleri…

Acil yıkılması gereken idareciler: Riski bildiği halde rant pastasından kendisi de pay almak için kirli ilişki ağları içinde olanlar, dört kattan fazlasına imar izni verilmemesi gereken yerlerde on dört kata kadar izin verenler, olmaması gerekenleri “olduran”, halledilmemesi gereken işleri “halleden”ler… (Kibir abidesi ve koltuk sevdalısı olmaları ağır yaralı idarecilerle ortak vasıflarındandır.)

Ağır yaralı mühendisler: Zemin etüdünü gerektiği gibi yapmayan jeoloji mühendisleri ve teknik birikime, öngörüye sahip olmadan bina tasarlayan veya yapıyı sahada gerektiği gibi kontrol etmeyen inşaat mühendisleri…

Acil yıkılması gereken mühendisler: Aldıkları ilmi, alacakları haram paraya satanlar, olmayacak proje ye “olur” diyenler, ciddi anlamda incelemeden proje üstünde gördükleri boş yerlere direk onay imzası atanlar…

Ağır yaralı müteahhitler: Çalıştıkları mühendisi, mimarı, işçiyi doğru seçmeyen, eli biraz para görünce teknik bilgisi olmadan bina yapmaya kalkanlar…

Acil yıkılması gereken müteahhitler: Ceplerindeki parayla tepeden aşağı neredeyse herkesi satın alıp, insanların hayatlarını tehlikeye sokma pahasına, bina yapım aşamasında kendilerine maliyet olarak yansıyacak her kalemi asgariye çekme derdinde olan, bunu da “başaran” ve banka hesabındaki milyonlarla, binlerce insanımızın hayatını kaybetmelerine sebep olan, mazlumun bedduasına “amin” diyenler…

Afette, beton yığınları arasında kaybettiğimiz canlara, ateşin düştüğü yer olan yakınlarının yaşadığı tarifsiz acılara, akabinde ise hayatta kalanlarımızın evlerindeki, mallarındaki hasara sebep olanlar, yukarıda temel özelliklerini belirtmeye çalıştığım ağır hasarlı ve acil yıkılması gereken insanlar güruhu.

Ağır hasarlı insanların yaşanan musibetlerden ders almalarını umuyorum, ancak acil yıkılması gereken insanları Allah’a havale etmekten başka bir şey gelmiyor elimden.


[1] Şuara/30 Diyanet İşleri Meali

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑